

“Katıksız bir umutsuzluktan doğan cesaret kadar muazzam bir cesaret yoktur.” Paul Tillich
Yeni yılın bu ilk yeniayı, kulağımıza çalınan güçlü bir motivasyon konuşması gibi… Güneş ve Ay’ın yanısıra Merkür ve Mars’ın da Oğlak’ta kavuşuyor olması, içsel bir azim ve inat duygusu ile hedeflerimize yönelik o ilk adımı atmamızı kolaylaştırıyor.
Son 2,5 yıldır Satürn, son 15 yıldır Neptün Balık burcundaydı; özellikle 2025 yılı boyunca kolkola ilerlediler; bu süreçte her birimizin içinde saklı o ‘tuttuğunu koparan’ dağ keçisi ruhtan kopup uzaklaştı.
Ne ileri ne geri gittik, ne de olduğumuz yerde sayınca huzur bulabildik. Çoğunlukla duygularımızın iniş çıkışlarına göre düşüncesizce gaza ya da frene bastık, yönsüz bir halde aracımızı bir o yana bu yana savurarak yol aldık. Bu hale bir de kulp taktık ve ‘akıştayız’ dedik.
Çok şey yapmak istedik ama yapamadık; bazen dış koşulları ya da başkalarını suçladık; bazen belirsizlik dolu bu rotada yolumuzu şaşırıp kaybolduk. Bu deli divane savruluşun yorgunluğu, hala ölü toprağı gibi tüm ağırlığınca üzerimize serili üstelik.
Potansiyelimizin hakkını verememek,
hak ettiklerimiz için yeterince mücadele edememek, yeteneklerimizi boşa harcamak ve fırsatları bir bir kaçırmak hissi ile yaşamın sürgit akışına tutunmaya çalıştık. Bitmeyen bir kıyas dünyasında hep kaybediyor, geri gidiyor ya da sona kalıyormuş gibi hissetmemiz, geçmiş yılın muazzam bir özeti olurdu.
Suçluluk hisleri, pişmanlıklar ve trenin çoktan kaçtığı hissi ruhunuzu kemiriyorsa, şimdi yeniayın söylediklerine kulak verin.
Geçmişte kaldığını ya da belki de hiç orada olmadığını düşündüğünüz cesaretiniz yeni yılın bu ilk yeniayı ile birlikte ruhunuza incelikli bir nakış gibi işleniyor.
Ve bu cesaret, bu atılım gücü, bu sıfırdan inşa etme arzusu içinizde öyle güçlü, öyle sağlam, öyle yıkılmaz bir yerden geliyor ki, geçmiş yılların yılgın tecrübesi ve içinden çıkamazsınız sandığınız umutsuzluklar, şimdi resmen, bugünkü hedeflerinize doğru temel yakıtınız haline geliyor.
Böylesi bir umutsuzluk cenderesinde boğulacağına, aşılması en imkansız gözüken dik yamaçları tırmanmaya, dağlardan esen sert ayazları delip geçerek kendine yeni bir yol açmaya ant içmiş dağ keçisinin kararlı azmi ile yola çıkıyoruz.
Haritadaki ateş elementi eksikliği, cesaretimizin ve özgüvenimizin ne denli kırıldığını ve bir zamanlar en iddialı olduğumuz alanlarda bile nasıl da ürkekçe geriye çekilerek gün be gün içimize kapandığımızı müthiş tasvir ediyor. Ateş elementinin tek taşıyıcısı Şiron ise Koç burcunda ve yeniya kare açıda konumlanıyor. Şiron, irademizin, gücümüzün, özgüvenimizin aldığı yaraları, kendimize söylediğimiz yalanları, ‘yapamazsın, edemezsin, o işler öyle olmaz’ları anlatıyor. Kendini, birilerince ortaya konmuş kurallardan, çoktan çizilmiş basmakalıp yollardan gidemediği için hunharca yargılayan zihnimiz, şimdi ateşten oklarını esas düşmanına, öz sabotajcısına doğrultuyor. Bu altın vuruş yarayı güncelleyip, cesaretimizi uyandıranın ta kendisi olacak.
“Ama sonsuza dek oturup yaralarımıza bakamayız.” Haruki Murakami
Geçmişte bu yaraları kurcalamış; nedenini anlayıp şifa bulmaya çalışmış olabilirsiniz. Fakat şimdi teoride öğrendiklerinizi omuzlarınıza bir apolet gibi takıp dağlara çıkma vakti geldi. İçine hapsolduğunuz bu kısır döngüden, bu boğucu cendereden, bu kendine acıma ya da bahanelere sığınma oyunundan çıkmak istiyorsanız, önden buyrun. Çıkış kapısının anahtarını da, şimdi imkansız gözüken zirvelerin yol haritasını da Oğlak’taki bu güçlü dizilim veriyor:
Merkür Oğlak stratejik zekayı,
Mars Oğlak adanmış çalışkanlığı,
Ay&Güneş Oğlak kalıcı başarıya dair odaklı, planlı ve gerçekçi bir azmi,
Venüs&Pluto Kova, hem kendinize hem de içinde bulunduğunuz topluma katkı sunmayı arzulayan o aşkın ve dönüştürücü tutkuyu işaret ediyor.
“Bir gün karşınızdaki dağ o kadar geride kalacak ki, onu neredeyse göremeyeceksiniz. Ama ona tırmanmayı öğrenirken dönüştüğünüz insan… O, sonsuza dek sizinle kalacak. İşte dağınızın amacı buydu.” Brianna Wiest
Jüpiter’in bu kararlı ve azimli birliğe karşıdan bakışı sizi yanıltmasın. Evet, bu çetin yolda duygulara ya da egonun kırılganlığına yer yok. Jüpiter, bu stratejik ilerleyişe sezgilerimizin her kapıyı açan o tılsımlı iksirini birazcık damlatmanın önemini hatırlatıyor bize. Zorlu zirvelere azimle ve gerekirse tek başına tırmanmak, salt iyi bir strateji ya da çevik bir beden ile olmaz. Sizi o yollardan geçiren kalbinizde ‘hiç sönmeyen’ inancın ateşidir. O engelleri bir bir aşmanızı sağlayan tüm zorlukların er ya da geç biteceğini çok iyi bilen ruhunuzun bilgeliğidir. Unutmayın, yolu kuran da, açan da, zirveye vardıran da kendinize ve yola olan derin inancınızdan başkası değil.
Ve başarı, dağa inat dağa çıkanındır. Öyleyse inadımızı kuşanalım!
Sevgiyle ve ışıkla💙
18.01.2026