“Kaosun içinde kozmos, düzensizliğin içinde gizli bir düzen vardır.” Carl Gustav Jung
Uzun zamandır topraksız, köksüz, uçuş uçuş gökyüzüne şimdi bir avuç toprak, bir tutam düzen serpiştirecek bir yeniayla karşı karşıyayız. Fakat bu yeniay, sakin ve planlıca kurulacak yeni bir düzenden bahsetmiyor.
Daha ziyade, Eylül ayındaki tutulmaların açılışını yaparak, bir miktar kargaşa, dağınıklık, belirsizlik ile ani değişim ve altüst oluş neticesinde, belki de zorunda kalarak razı geleceğimiz, uzunca bir döneme yayılacak bir ‘yeni düzen inşasına’ işaret ediyor.
Başak burcunun 0 derecesinde gerçekleşecek bu yeniay, nadasa aldığımız topraklara yeni tohumlar ektirecek. Bu tohumlar, gelecek 6 ay içinde bambaşka bir boyut kazanacak yeni yaşam serüvenimizin kök tohumları olacak.
Ve öte yandan, matruşka bebek gibi, değişim içinde değişimin, çok katmanlı bir dönüşümün, sert ve sarsıcı devinimlerle dolu bir devrin yılgın çocuklarıyız biz. Art arda gelen ve içiçe geçmiş tüm bu değişimler, ruhumuzu aşındıran, omuzlarımızı aşağı çeken ve gün geçtikte özlemini çektiğimiz adil bir düzene dair inancımızı tüketen nitelikte. Oysa, biliyoruz ki, hiçbir şey bir günde olmuyor; tıpkı büyük patlamadan doğan dünyamız gibi, şimdi bu düzen bozan devinimlerin içerisinden de yepyeni bir düzen doğacağı günü bekliyor.
Bizlerin bu süreçte, ne özü kaos olan bu dünyadan, ne ilahi plandan, ne de yılgın topraklarımıza yeni tohumlar ekmekten vazgeçmememiz gerekiyor.
“Bir tohum ne ışıktan ne de karanlıktan korkar, her ikisini de büyümek için kullanır.” Matshona Dhliwayo
Uranüs kareli bu yeniay, bir anda bozulan planlarımız, dağılan ilişkilerimiz ve tutmayan hesaplarımız ile içsel ya da dışsal yepyeni bir düzen için o ilk adımı atacağımızı söylüyor.
Artık fayda etmeyen konuları kabulde zorlanıyorsak, bize bunu -istesek de istemesek de- kabul ettirecek beklenmedik olaylarla ani uyanışlar deneyimleyebiliriz. Hayatımızla bağını yitirmiş herhangi bir şeyi tadında ve ‘zamanında’ bırakabilmek bir erdemdir. Ve Başak, artık hiçbir şekilde fayda sağlamayacak hurda olmuş mekanizmaları sistemden def etmenin ustalığını simgelemektedir. Zira, işe yarayanla yaramayanı akıllıca tespit etmek ve gerekli olanı tutup, faydasız olanı elemek, bir bakıma da sağlıklı bir hayatta kalma stratejisidir.
Şimdi bizim de, zaaf ve korkularımızdan azade, artık bize hizmet etmeyen ve belki bizim de hakkını veremediğimiz ama hala omuzlarımızda taşımaya devam ettiğimiz sözleri, eşyaları, insanları, görevleri ve ilişkileri yere bırakmamız gerekiyor.
Evet ilişkiler ön planda bu yeniayda, zira Terazi burcunun ilk dereceleri yükseliyor; üstelik dönüşüm işçileri Pluto ve Uranüs ile büyük hava üçgeni kuruyor. Satürn ve Neptün tam karşıdan bakarak, ilişkilerde gerçekçi bir bakışın ve gereken neyse onu yapmanın tam vaktidir diyor. Aksi takdirde, yükselendeki Mars Terazi ile, bastırılmış bir öfkenin sonucu pasif agresif tavırlar, ölmesi gerekenin ölmesine, gitmesi gerekenin gitmesine izin vermediğimiz müddetçe başımıza bela olacak.
“Biraz yanlış davranmak rahatlık sağlar. Bunun da nedeni, mükemmellik denen şeyden yoksunluğumuzdur. Hintliler bir tapınak yaptırdı mı, bir köşesini bitirmeden bırakır; bir şeyi tümüyle iyi yapmak, ancak Tanrı’ya vergidir çünkü, insanın böyle bir şeye asla gücü yetmez.” Carl Gustav Jung
0 derecelerin bir burcun en bebek, en sarsak, en kararsız, en amatör versiyonunu temsil ettiğini düşünürsek; bu yeni düzenin tohumlarını ekerken, fazla mükemmelliyetçi, fazla titiz, her milimi hesaplayacağım derken hayatın sürpriz dokunuşlarına alan bırakmayan ve özünde tecrübesizlikten doğan bir kuralcılıkla koşulları gereksiz yere zorlayan bir tavır içerisinde olabiliriz.
Sabırsızca ittirmek, hayatın sunduklarını kendi beklentilerine uydurmak için zorlamak, düzen için tuttururken içsel ve dışsal bir kaosu köpürtmek bize fayda sağlamayacaktır. Bırakalım düzenin içindeki düzensiz akışlar, bir ressamın fırça darbeleri gibi tablomuza renk katsın. Hayata alan açalım ki, ektiğimiz tohumlara yaşamın spontan ışığı sızsın.
Yeniayın öncüsü olduğu büyük değişimler kapımıza kadar geldi artık; bu kaçınılmaz değişimi inkar etmek kadar onu aceleye getirmek de faydasız. Yeni bir düzen, şimdi usul usul kapımızı tıkırdatıyor. Önümüzdeki tutulma mevsiminde, belki çok daha büyük gümbürtülerle kapıyı kıracak ve elimizdeki kokuşmuş çöpleri etrafa savuracak, öyleyse miadı dolmuşları kendi irademizle bırakalım şimdi. Tam da şimdi, mazeretlerden, istiflenmiş çöplerden, çürümüş ilişkilerden ve işe yaramayan yöntemlerden azat olma vakti.
Şimdi sonbaharın değişim rüzgarlarına hazırlanırken, yaşamımızı yeşertecek yepyeni tohumlar ekmek için toprağımızı havalandıralım. Kalbimizin odalarını ve zihnimizin çekmecelerini de.
Sevgiyle ve ışıkla🤎